Sektör Bültenleri

Vadesinde Ödenmeyen Sgk Primleri İçin Bir Öneri!

Vadesinde Ödenmeyen Sgk Primleri İçin Bir Öneri!

by 22 Temmuz 2015 0 comments

İlgili mevzuat hükümleri gereği işletmenin kâr ya da zararının hesaplanmasında hangi harcamaların gider olarak muhasebeleştirileceği, hangilerinin ise kanunen kabul edilmeyen gider olarak muhasebeleştirileceği belirlenmiştir.

Bazı harcamalar ise vadesinde ödenmesi halinde gider olarak muhasebeleştirilmektedir. Yani vadesinde ödenmediği anda kanunen kabul edilmeyen gider olarak muhasebeleştirilmekte, ödendikten sonra ise gider olarak muhasebeleştirilebilmektedir. Bu tür giderlerin başında SGK primleri gelmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun indirilecek giderler başlıklı 40/2 Maddesinde, “Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı “(Bu primlerin ve aidatın istirdat edilmemek üzere Türkiye’de kâin sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla), 27’nci Maddede “yazılı giyim giderlerinin indirilebileceği” hükmü yer almaktadır.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80/3 maddesinde “ödenmeyen SGK primleri Gelir ve Kurumlar Vergisi uygulaması bakımından gider yazılamaz ” hükmü yer almaktadır.

Bu nedenle SGK primlerinin gider yazılabilmesi için bu primlerin tahakkuku yeterli olmayıp mutlak suretle fiilen ödenmiş olması gerekmektedir.

Aksi takdirde yukarıda açıklanan kanun hükümleri gereği gider olarak muhasebeleştirilebilmektedir.

Ancak, Aralık ayına ait primlerin (bazen de Kasım ayına ait primler) kanuni süresi olan izleyen yılın Ocak ayı içinde veya Kasım ayına ait primlerin de (Aralık ayının son gününün resmi tatil olması nedeniyle) takip eden yılın ilk ayında ödenmesi durumunda Gelir ve Kurumlar Vergisi uygulaması açısından gider olarak kabul edilebilmektedir.

Peki, tamamen ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel gider niteliğinde olan ancak ödenmediği için gider olarak kayıt edilemeyen bu giderler nasıl muhasebeleştirilecek? Ya da bu giderler ne olacak?

SGK primlerini tahakkuk aşamasında 361 kodlu hesaba yazmaktayız. Ödenmediği zaman ise bu hesaba borç yazıp 368 kodlu hesapta takip etmemiz gerekmektedir.

Bundan sonraki aşama ise, kimi uygulayıcılara göre ödenmediği için 689 kodlu hesaba yazıp, buradan da yılsonunda 690 kodlu hesaba yazıp işlemin kapatılmasıdır. Ancak, beyanname

üzerinde vergi matrahına ilave edilmesi gerekmektedir. Beyanname üzerinde vergi matrahına ilave edilmesinde vergi ziyaı açısından hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Asıl sorun 689 kodlu hesabın çalıştırılmasındadır. Bildiğiniz üzere hesap planında yer alan “689 kodlu hesap” 1994 yılında uygulanan “Net Aktif ve Ekonomik Denge Vergilerinin” muhasebeleştirilmesi esnasında geliştirilen bir hesaptır. Ama bugüne kadar bütün Olağandışı Gider Ve Zararlar adı altında kanunen kabul edilmeyen giderler de bu hesapta takip edildiğinden bu uygulamayı doğru olarak değerlendiremeyiz.

Bize göre, Gelir Vergisi mükellefleri açısından artan oranlı vergi yüküne tabi olmamak ve Tek Düzen Hesap Plan Tebliğlerine uygun davranabilmek adına, kanunen kabul edilmeyen giderleri ayrıca NAZIM HESAPLARDA izleyip beyannamede matraha ilave etmemiz gerekmektedir.

Zamanında ödenmeyen SGK Primleri ileri bir dönemde vadesi geçtikten sonra ödendiğinde ise bu defa beyannameden indirilmesi gerekmektedir. Beyannameden yapılacak indirim ise ödenen SGK primi olarak değil de matrah olarak takip edilmektedir. Bu durum Gelir Vergisi mükelleflerinin fazla ve yersiz vergi yükü ile karşı karşıya gelmelerini sağlayabilir. Şöyle ki, artan oranlı gelir vergisi tarifesinden kaynaklı olarak önceki dönemlerde KKEG olarak beyannameye ilave edilip ödenmeyen SGK primleri sonraki dönemlerde Gelir Vergisi mükellefinin vergi diliminin artmasına bağlı olarak yüksek oranlı vergiye tabi olması etkisini yaratmış olabilir.

İleriki dönemlerde matrah olarak takip edilen kanunen kabul edilmeyen giderler Gelir Vergisi mükellefinin gelir vergisi matrahının düşük olduğu dönemlerde ödenmesi durumunda; yüksek oranlı tarifeden matraha ilave olarak ödenen verginin düşük oranlı tarifeden matrahta indirime neden olacaktır ki bu da gelir vergisi mükelleflerinin fazla ve yersiz vergi yüküne neden olacaktır.

Bu olumsuz vergi yükü GVK 103’ncü maddesinin oranlarının ve dilimlerinin yıllar itibarıyla hareketliliğinden kaynaklanmaktadır.

Mükelleflerin Kurumlar Vergisi mükellefi olması halinde, vergi oranının artan oranlı olmamasından dolayı herhangi bir sorun ile karşılaşılmamaktadır.

Fazla ve yersiz vergi ödeme ihtimali Kurumlar Vergisi mükellefleri için bir önem arz etmemektedir. Çünkü Kurumlar Vergisi sabit oranlıdır. Bu mükellefler ödenmeyen SGK primlerini, isterlerse matrah olarak isterlerse de primleri ödememekten dolayı katlandıkları vergi miktarları olarak takip ederek muhasebeleştirebilirler.

Ancak Gelir vergisi mükellefleri ise artan oranlı vergi tarifesi nedeniyle fazla ve yersiz vergi ödeme riski ile karşı karşıya gelmektedirler. Bu nedenle ödenmeyen SGK primlerinin,

ödenmemesinden dolayı katlandıkları vergi miktarları peşin vergi gibi değerlendirilerek 193 kodlu hesabın altında takip edilebilir.

Burada önemli olan ve atlanılmaması gereken husus yılsonunda 193 kodlu hesap 371 kodlu hesaba yansıtılırken, bu tutar verginin, ‘’ödenmeyen SGK primlerinden kaynaklı olarak önceden katlanılan vergi yükü olduğunun’’ bilinmesi ve ödenmeyen primlerin ödenmesinin beklenilmesidir. Bu primler ödendiği yıl Gelir Vergisi beyannamesinden diğer kesintiler olarak (ödenmiş vergi olarak ya da ihtiyaca göre yeni satır açılması gerekir.) indirilmelidir. Bize göre beyannamede bu giderleri indirmek için en uygun yer 41 numaralı satırdır. Ancak ihtiyaca göre beyannamede yeni satır açılması da mümkündür.

Kanun koyucunun aslında tamamen ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler niteliğinde gördüğü ancak, ödendiği zaman gider yazılma şartına bağlanılan SGK primlerinin yukarıda açıklanan şekilde muhasebeleştirilmesi Gelir Vergisi mükelleflerinin uğradıkları haksızlığa son verecek bir uygulamadır. Bu uygulama ile hiç bir şekilde vergi ziyaı söz konusu değilken, mükellef için de öngörülenden farklı bir vergi yükü oluşturulmamaktadır. Bize göre doğru bir öneri, takdir tabii ki idarenin!

Yorum Yok

Konuya Yorum Ekleyin

Yorum Yok!

Yazıya Yorum Ekleyin.

Verileriniz Güvenlik Altındadır!E-Posta Adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır..


9 + bir =